29 Eylül 2008 Pazartesi

Milano Derbisi-I

Bu sezonki ilk Milano derbisinin galibi AC Milan oldu: 1-0


Ronaldinho-Kakà ikilisi, bir arada oynamazlar diyenlere süper bir golle cevap verdiler...
Ki pek öyle Sergen-Şifo, Oğuz-Gerson ikilileri gibi de değiller. Biri sol, diğeri sağ çizgiye yakın oynayıp çok da etkili olabiliyorlar. (Yalnız pivota daha iyi bir golcü şart. 19'luk Pato ve formsuz Shevchenko henüz istenilen düzeyde değiller. Belki Pippo Inzaghi bu boşluğu doldurabilir).

Inter her zamanki gibi toplama takım görünümünde, yine de zengin kadrosuyla Scudetto’nun favorilerinden...

Tandemde Materazzi-Burdisso ikilisini oynatırsanız, maçı eksik tamamlama riskiniz %90.
Dün gece Materazzi oyundan çıktıktan sonra bile kırmızı kart görmeyi başardı !!!

Maçın hakkı ise beraberlikti...

Zárate Bros'un Sonuncusu: Mauro Matias Zárate

Mauro Matias Zárate, 18/03/87 doğumlu. 1.76 boyunda, 76 Kg.

Zárate kardeşlerin piyasaya son sürüleni. Ekvador’un Barcelona takımında oynayan 1978 doğumlu Rolando, All Boys oyuncusu 1973 doğumlu Ariel ve kariyerini Arjantin, Almanya, Meksika’da sürdürmüş olup şimdiye kadar en çok üne kavuşanları 1969 doğumlu ağabeyleri Sergio’dan sonra bu sezon Lazio’da ligin ilk 5 haftasında 6 gol atıp krallıkta zirveye oturan Mauro Matias çıktı sahneye. (Bizim Kaynak kardeşleri hatırlatıyor; Reşit, Kayhan, Orhan)

17-20 yaşları arasında 75 maç oynayıp 22 gol attığı Velez Sarsfield’dan transfer olduğu Katar’ın Al-Sadd takımı tarafından bu yılın Ocak ayında Birmingham’a kiralandı, bu sezonsa Lazio’da kiralık. Forvet hattında Pandev ile iyi bir ikili oluşturdular ve takımları Serie A'nın zirvesinde.
Arjantin dünya futbol piyasasına süper oyuncular sürmeye devam ediyor. Bizim ligimizdeki sayıları ise halen çok az. İlk akla gelenler Delgado, Colman, Iglesias.

18 Eylül 2008 Perşembe

Yürüyerek Şampiyon Olmak

Aziz Yıldırım, Zico'yu gönderme gerekçesinde "Yürüyerek şampiyon olmamız gereken sezon şampiyon olamadık" diyordu. Bu sezon yürüyen takımı kurdu, sezon sonunu bekleyelim bakalım...

Porto:3 - FB:1

Alex... Her zamanki gibi takımın en etkili ismi. Hatta Deivid ve Semih yokken herşeyi.

Güiza... Geçtiğimiz günlerde birkaç saat içinde bir pakete yakın sigara içtiğinin görüldüğüne dair bir haber vardı. Bu kadar koşabiliyorsa isterse 2 paket içsin. Takım arkadaşlarına bakınca “Ben nereye geldim?” diyordur herhalde.

Uğur... Garip top kayıpları yapsa da topu ileri taşıyan adam. En azından sorumluluktan kaçmıyor. Çabalıyor. Golden önceki ortayı yapan da o.

Gökhan Gönül... Kanadında tek kalmasına rağmen ne atakta ne savunmada sırıtmıyor. Geçen yılki formunu yakalamak için çabalıyor.

Maldonado... Geçen sezon sonunda gönderilecekler arasında 1 numaradaydı. Bu haliyle bile takımın iyilerinden. Herhalde "Bu takımda gönderilme kriteri bensem, takımda geriye 7-8 oyuncudan fazla kalmaz" diyordur.

Ya diğerleri... Seyirci.

VIP koltuğunda Roberto Carlos... FB’nin önemli eksikleri arasında Wederson’un ismi öncelikle sayılmıyordu ama bu gidişle sayılacak. R.Carlos böyle oynayacaksa, sene sonu jübile yakışır.

Selçuk ve Yasin... Bu maçta kadroda olmayan Can Arat ile birlikte yabancı sayısının sınırsız olması gerektiğini savunanların en önemli dayanakları. Özellikle takımda 6. sezonuna giren Selçuk. Kemal Aslan ondan yarım sezon önce gelmişti. Olmadı, bu sene gitti. Selçuk da olacak gibi görünmüyor. Hele bu sezon Appiah ve Aurelio gittikten sonra olmadıysa bir daha da zor.

Edu’suz Lugano serseri mayın.

Volkan... Refleksleri zaten kötüydü. Gittikçe de zayıflıyor. “1. sınıf kaleci olacak” deniyordu ama zor.

Burak ?, Josico ?

Emre... Benfica'lılar kendi oyuncuları Nuno Gomes ile Nulo Gomes diye dalga geçiyorlar. Emre de öyle; sıfır. Hep sakattı da, bu kadar güçsüz hiç görülmemişti.

D.Kiev evinde son dakikada beraberliğe mahkûm.
30 Eylül’de FB’nin kaderi belli olur. D.Kiev’i yenemediği takdirde, bu sezon bitmiştir.