Türkiye'den üç ayrı haber:
1) Üç yıl önce Mersin’e gelen Erdoğan’a, “Anamız ağladı” diyen ve “Ananı da al git” diye azar işiten çiftçi Öncel’in, Erdoğan’ın Mersin mitingi öncesi gece evi kuşatıldı. Öncel sabah da gözaltına alındı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, üç yıl önceki Mersin gezisinde kendisine tepki gösterince “Ananı da al git” dediği Mustafa Kemal Öncel (47), AKP’nin dünkü mitingi öncesi de gözaltına alındı. Erdoğan’ın kentten ayrılmasının ardından serbest bırakılan Öncel, “Potansiyel suçlu muamelesi görüyorum” dedi. Çiftçi Öncel, Mersin’e 11 Şubat 2006’da gelen Erdoğan’a “Çiftçinin hali ne olacak? Anamız ağladı. Hangi yüzle geliyorsun buraya!” diye bağırmıştı. Öncel’e tepki gösteren Erdoğan’ın “Ananı da al git” sözleri tartışma konusu olmuştu. Öncel, Erdoğan’ın seçim çalışmaları için 1 Temmuz 2007’de Mersin’e gelişi öncesi de bir süre gözaltına alınmıştı. Emniyet Müdürü Süleyman Ekizer, “Gözaltına alınmadı, misafir edildi. Kendisine çay servisi de yapıldı” demişti. (Milliyet - 09.03.2009)
* * *
2) ... Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Unakıtan, hangi hastanede tedavinin yapılacağını belirlemek için Allah’tan yardım istediğini ve içine Cleveland’ın doğması üzerine ABD’ye gittiklerini söyledi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, dönüşünde basının karşısına eşi Ahsen Unakıtan, torunları Taha ve Ömer’le birlikte çıktı. Ahsen Unakıtan, "Bakan" diye bahsettiği eşinin ameliyatıyla ilgili, "Rabbime şükrediyorum bakanı bizlere bağışladığı için. Hacettepe’de damarlarının tıkalı olduğu söylenince tabi ben hiç kabul edemedim. Ama bakan dedi ki: ’Eğer benim by-pass olmam gerekiyorsa ben hazırım. Çünkü artık ben millete mal oldum Ahsen, sade sana ait değil’ Onun üzerine boynumu büktüm, ama çok zor kabullendim. Şoka girdim. Öyleyse benim de bir ricam var dedim. Açtım ellerimi rabbime dedim ki ’Ya rabbi bu nerede olursa iyi olur. Ben şu anda hiçbir şey düşünemiyorum sen bana doğru yolu, bizim için hayırlı olacak yolu lütfen göster ve beni oraya yönelt’ diye gece dua ettim. Ve kendisine dedim ki ’Benim içime Amerika’daki Cleveland yatıyor. Eğer oraya gidersen önce rabbime sonra oraya emanet.’ ’Peki’ dedi ve o şekilde Amerika yolculuğumuz başladı" dedi. (Hürriyet - 05.03.2009)
* * *
3) Şimdi okuyacaklarınız hikaye değil. Ayniyle vaki. Ve Türk sporunun kimler tarafından, nasıl yönetildiğinin acı bir göstergesi. Gençlik ve Spor Genel Müdür vekili Yunus Akgül geçen hafta Kahramanmaraş’ı ziyaret eder. Maraşlı meslektaşlarımız sohbet sırasında, Türkiye’nin olimpiyat adaylığı ile ilgili bir soru sorar. Genel müdür vekili aynen şöyle der; “Önce tesis sorununu çözmemiz gerek. ‘Bakın biz bunları yaptık olimpiyatları da yaparız’ diyebilmeliyiz. Bu yüzden 2016’ya aday olmamayı düşünüyoruz ve kesinlikle olmayacağız. Fakat 2020’ye aday olacağız. Ciddi ciddi aday olacağız. Her şeyimizle hazır olarak aday olacağız...” Dikkat edin, bu ifadeler vekaleten de olsa Türk sporunu yöneten iki numaralı isme ait. Ne vahimdir ki o makamda oturan şahıs, 2016 Olimpiyat oyunlarına başvuru süresinin üzerinden yıllar geçtiğini, Türkiye’nin 2016 olimpiyatına adaylığından söz bile edilemeyeceğini, İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu’nun 15 Eylül 2007 tarihinde mevcut eksikliklerin ortadan kaldırılması amacıyla 2016’ya aday olunmayacağını açıkladığını bilmiyor! Daha ilginci, bu sözlerin sahibinin o açıklamanın altında imzası var! (Milliyet – Cemal Ersen – 07.03.2009)
* * *
Şaka gibi üç haber. Üçü de ülkeyi yönetenler hakkında. "Her toplum hakettiği şekilde yönetilir" lafını baz alırsak, ya bu haberlerin aktörleri şaka ya da toplum olarak biz şakayız.
Evet, evet. Galiba şaka olan biziz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder